Estetik Karşıtlık: Ankara Suikastı Fotoğrafları

“Tüyler ürpertici”. Rus büyükelçisinin Ankara’daki sanat galerisinde uğradığı suikastin fotoğrafları için en makul söz. Bu fotoğraflar, her gün maruz kaldığımız vahşetin belgeleri, insanlığımıza mâl olan, bağışıklık kazandığımız fotoğraflar. Her ne kadar umursadığımızı söylesek de, enkazlara, katliamlara, acı çeken yüzlere bakıyoruz ve hayatımıza devam ediyoruz. Fakat Hyperallergic yazarı Robert Archambeau’ya göre bu kez devam etmek pek de kolay değil, zira suikastin fotoğrafları sadece bir vahşetin belgesi değil, aynı zaman da estetik de. Bu durum da son derece ahlak dışı ve yanlış hissettiriyor.

Söz konusu fotoğraflar Associated Press fotoğrafçısı Burhan Özbilici tarafından çekildi. Sadece bir profesyonelin gözlerine değil, profesyonel bir ruha da sahip olduğu gayet açık ki bu noktada bazıları bunu kahramanlık, bazıları ise gözü karalık olarak nitelendirebilir. AP’e verdiği bir demeçte, Özbilici o anda büyükelçinin bedeninin gözleri önünde, sadece birkaç metre uzaklığında yerde yattığını, birkaç saniyede neler olup bittiğinin farkına vardığını ve bir insanın gözleri önünde nasıl öldüğünü, bir hayatın nasıl yok olduğunu anlatıyor.

Özbilici ne panikliyor ne de kendini kurtarmak için oradan uzaklaşıyor. Tam aksine, içgüdüsel olarak, o an katılımcı kimliğinden sıyrılarak bir gözlemciye dönüşüyor. Düşündüğü tek şey, o an vurulup yaralansa da veya öldürülse de, bir gazeteci olarak görevini yapması gerektiği. Hiç fotoğraf çekmeden oradan uzaklaşabileceğini fakat daha sonra insanlar neden fotoğraf çekmediğini sorduklarında verecek bir cevabı olamayacağını dile getiriyor.

Özbilici o fotoğrafları çekiyor. Dikkate değer fotoğraflar. Acil eylem ile zamanı esrarengiz bir biçimde durdurmanın tuhaf birleşiminde, Jeff Wall’un 1984 yılına ait “Milk” ya da 1994 yılından “Dead Troops Talk” fotoğraflarını anımsatıyor. Belki bu figürleri bir sanat enstalasyonu gibi gösteren şey, sanat mekânı olduğu; sade, bembeyaz duvarlarında asılı olduğu gerçeğiyle birleştirilmiş pozların dramatik doğası. Belki de Maurizio Cattelan’ın 2002 yılında yaptığı “Frank and Jamie” adlı mumdan yapılan polis memurlarının heykel enstalasyonu. Fotoğraflara Jamie Wall’un eserleri olarak bakılırsa, şiddetin ortasındaki sakinliği gösteriyor. Eğer Cattelan’ın hayali bir enstalasyonu gibi bakılırsa, sergilerin doğasındaki meditasyon olarak düşünülebilir. Her ikisi yapıldığında ise, insanın kendi estetikleştirme anlayışıyla mide bulantısı noktasında bir rahatsızlık hissedilebilir. Vahşet, şiddet ve ölüm gerçek. Fotoğraflar ise o kadar iyi ki neredeyse bunun farkına varılamıyor bile. O kadar iyiler ki dikkati, ahlaki ivedilikten kompozisyona çevirdiği için kötü hissettiriyor. Güzelliğin acımasız aldırmazlığını düşündürecek kadar iyiler. Gerçeklikten estetiğe taşıyacak kadar iyi, aniden düşürecek kadar da gerçek.

*Bu yazı Hyperallergic‘ten çevrilmiştir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s