.art alan adı, sanat sektörüne online bir destek verebilir mi?

Sanat ve kültür sektörünün en nihayetinde dijital dünyadaki geleceğini kabul etmeye başladıklarının bir işareti olarak, Londra’da bulunan Institute of Contemporary Art (ICA), geçen hafta, .art alan adını kullanmaya başladı. Ünlü sanat organizasyonu, eski ica.or.uk adını, daha modern ve tanımlayıcı ica.art ile değiştirdi. Bu hareket, Londra’daki Tate, New York’taki Guggenheim, Paris’teki Pompidou Centre ve Los Angeles’daki LACMA gibi dünya genelindeki diğer prestijli sanat kurumlarında da devam edebilir.

ICA yöneticisi Stefan Kalmár, web adresinin değişiminin sadece makul olmadığını, aynı zamanda, her zaman küresel düşünen ve Birleşik Krallık ve diğer her yerde yeniden yükselen ulusalcılığa karşı olan bir kurum olan ICA’ın konumunun altını çizdiğini ifade ediyor.

Beş yıl önce, internetteki adlardan sorumlu olan kurum ICAAN (Internet Corporation for Assigned Names and Numbers), düzenlemeleri kaldırdı ve ilave web adresi son eklerini veya .art gibi üst seviye alan adlarını geliştirdi. Peki, .art alan adının kullanımı, sembolik bir hareketten daha fazlası olabilir mi? e-flux’ın kurucusu Anton Vidokle, amacın, internetin bu akıl almaz karışıklığını daha düzenli bir yapı haline getirmek olduğunu söylüyor. .art alan adının sanatçılara veya sanat odaklı sektörlere dağıtımı, sanat kurumlarının özgünlüğünü ve anlaşılabilirliğini daha açık bir şekilde tanımlayacak ve muhtemelen sanat sektörünü devamlılığına katkıda bulunacak.

e-flux ile çalışan yaklaşık 6.000 sanat kurumu var ve belki de bu sayının yarısı, kendi adlarında görsel sanat referansına sahip değil. Dünya çapında yaklaşık 20.000 sanat kurumu mevcut. Eğer bu kurumlar, kamu taleplerine karşılık verirlerse, kamunun, onları bir sanat alanı olarak tanımlamasını isteyebilirler, çünkü insanlar, anında hangi işle meşgul olduğunu anlar.

Bir sanatçı olmak, burjuva toplumundan normatif bir ayrılığa işaret ediyor. Bu, farklı bir büyüme. Çünkü, farklı bir yaşam biçimini ifade ediyor. Bu yüzden, diğer alan adlarının aksine, .art’ın sanatçıları ve kurumları kendine çekme kapasitesi var. Bu, tam vaktinde olan bir gelişmeyi kanıtlayabilir. Bir zamanlar dijital karmaşadan etkilenmediği düşünülen sanat, çok sayıda galerilerin kapanması ve fiziksel dünyada iş yapmanın maliyetine bağlı olan kurumsal karışıklıklar yüzünden, daha zayıf görünüyor.

Yazılım şirketi MarkMonitor’ın alan adı yönetiminde üst düzey yönetici olan Alison Simpson’a göre, .art gibi alan adları ile şirketler için yaratıcı marka çalışmaları yapmak için güçlü bir potansiyel mevcut. Fakat Simspon, birçok kurumun .art için kayıt olacağını ve daha sonra alan adı ile hiçbir şey yapmayacağını düşünüyor.

Vidokle’ın planıyla, e-flux, .art alan adı daha ulaşılabilir hâle geldiğinde, sanat uzmanlarına ve sanatçılara, üç aylık bir periyod için bir .art alan adına kayıt olma fırsatını sunacak. Dergi hazırlayan, bir New York sergi alanını ve çeşitli sanat projelerini yöneten bir sanat organizasyonu olarak, kurum, .art alan adının sahibi olan UKCI rehberliğini takdim edebilir.

100’e yakın sanat organizasyonu kayıt oldu; Amsterdam’daki Stedelijk Museum ve Mexico City’deki Museo Tamayo gibi kurumlar çoktan alan adlarını değiştirdi. Minneapolis’teki Walker Art Center ve DIA Art Foundation gibi kurumlar ise kayıt olmalarına rağmen henüz değiştirmedi.

Sanatı online pazarlama girişimlerinin farklı sonuçları oldu. Fakat, internetin hemen hemen her türlü hareketi değiştirmesiyle, internet üzerinden sanat satışlarına karşı direnişe rağmen, sanat üzerindeki etkisi artıyor. Burada esas sorun, özgünlük. Küçük bir jpeg dosyasından, bir şeyin özgün olup olmadığını anlamak güç. Ne olduğu veya arkasında hangi web sitesinin olduğu bilinmiyorsa, satın alma olasılığı pek görünmüyor.

Alison Simpson, ani bir değişim beklemiyor. Çünkü bu, uzun bir süreç olacak. Müşteriler, .art’ın mevcut olup olmadığından haberdar olmadıkları için, büyük bir alım olmayabilir. Kurumlar, çok fazla tanıtım üstlenebilir ve güven inşa etmeleri beş veya on yılı bulabilir.

Fakat, bu dijital adaptasyonun veya başarısız sonuçlarının maliyetleri açığa çıkıyor. Geçtiğimiz haftalarda, Metropolitan Museum of Art’ın yöneticisi Thomas P. Campbell, marka değiştirme ve kurumun dijital varlığının büyümesi gibi problemlere bağlı olarak görevinden ayrıldı. Galeri alanlarını korumadaki zorluklar ve büyük oranda satışların yapıldığı sanat fuarlarındaki sergi maliyetleri gibi hususlardan ötürü, New York’taki Marlborough Contemporary ve Andrea Rosen gibi birçok tanınmış galeri, birleştirildi veya kapatıldı. Vidokle, bunlarının tümünün, internetin yükselen tanınmasına işaret ettiğini dile getiriyor.

Özgünlük çevresindeki protokoller yerleştikçe ve kimliklerin ve kurumların çalınması önlendikçe, insanlar, online sanat satın alımlarına başlayabilir. Elbette ki bu, uzun bir süreç olacak.

Bu yazı The Guardian‘dan çevrilmiştir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s