SALT Beyoğlu’nda yeni sergi: “Aslına Sadık Kalınmıştır”

SALT Beyoğlu, 22 Mayıs – 18 Ağustos 2019 tarihleri arasında Amira Akbıyıkoğlu tarafından hazırlanan Aslına Sadık Kalınmıştır başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor.

Sergide sunulan eserler, Tansa Mermerci Ekşioğlu Koleksiyonu ve Ayşe Umur Koleksiyonu’ndan seçilmiştir. İki özel koleksiyondan seçili on beş eseri bir araya getiren Aslına Sadık Kalınmıştır, zamanla değişen bireyler ile şeklinden işlevine dönüşen nesnelerin iç içe geçen “hayat hikâyesi”ne bakıyor. Özel koleksiyondaki eserlerin kamusal mekâna dönüşünün süreçlerine işaret eden sergi, bu ortamda sanat üretimi ve izleyici etkileşiminin ortaya çıkardığı yeni anlamlara göndermede bulunuyor.

Aslına Sadık Kalınmıştır’ın merkezinde, sanat pratiklerinde arkeoloji ve tarihten yararlanan Handan Börüteçene ile Mark Dion’un sunumları yer alıyor. Heykel, enstalasyon, fotoğraf ve metinlerinde Türkiye’nin kültür mirasıyla umulmadık bağlantılar kuran Börüteçene’nin sunumu üç işten oluşuyor. Kendime Gömülü Kaldım (1999-2014) fotoğraf serisi, İstanbul’un bilinen en eski kadın şairi, Byzantionlu Moiro etrafında katmanlı bir hikâye üzerinden, Venedik’e uzanan Bizans mirasını takip ediyor. Sanatçının bir yıl boyunca neredeyse her hafta ziyaret ettiği Aya İrini’yle diyalogları 1989 tarihli Bütün Denizler İçin heykel serisinde ifade bulurken Armenak Ustanın Marangoz Tezgâhı (2000) yılların emek ve birikimini büyüteçlerle görünür kılıyor. Dion’un 2011’de SALT Galata’nın açılış sergilerinden Geçmişe Hücum: Osmanlı İmparatorluğu’nda Arkeolojinin Öyküsü, 1753-1914 için hazırladığı Dig Culture [Kazı Kültürü] enstalasyonuysa, arkeoloji kazılarını çağrıştıran bir dizi buluntu nesneden meydana geliyor. SALT Beyoğlu’ndaki sunuma, sanatçının iş özelinde çizdiği eskiz ile ilk kurulumun fotoğrafları eşlik ediyor.

Sokaktan topladığı ahşap parçalarla çalışan Nancy Atakan, rastgele göz imgeleri eklediği gündelik nesneleri manevi birer koruyucu hâline getiriyor (2012). Dilek Winchester’ın enstalasyonu (2014), hattat Emin Barın’ın 1973’te yeni açılan Boğaz Köprüsü için taşa oyduğu “Maşallah” yazısından yola çıkıyor; hat sanatında Latin harflerine geçişe ve köprünün yakın geçmişinden bir değişime dikkati çekiyor. Simgesel nitelikteki Galata Kulesi ve Ayasofya ile Kudüs Tapınağı’nın izini süren Cansu Çakar, yapılardaki tahribatlar ve onarımların tortularını minyatürü andıran resimlerle tasvir ediyor (2016-2018).

Aslı Çavuşoğlu, 2011 tarihli Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı adlı siyah beyaz fotoğraf serisinde, 93 Harbi sonunda Yeşilköy’e dikilen abidenin 1914’te yıkılışını belgelemesiyle Türk sinemasının başlangıcı sayılan filme odaklanıyor. Sanatçı, abide ile enkazını gösteren iki kare arasındaki boşlukları doldurarak bugüne kadar kimsenin görmediği filme dair yeni bir anlatı inşa ediyor. Iman Issa, doğup büyüdüğü Kahire’de “halkın utanç kaynağı hâline gelmiş bir abide”ye sıra dışı bir alternatif geliştirirken (2010) Cezayir asıllı Kader Attia fotoğraf kolajlarıyla (2014) şehrin dönüşümünü bireylerin özgürleşmesiyle ilişkilendiriyor; Kıbrıs asıllı Haris Epaminonda’ysa buluntu materyallerle ürettiği enstalasyonunda (2009) ülkesini hayalî bir karakter olarak konumluyor. Geçmiş yerine boşluğa bakan sanatçılar Pak Sheung Chuen ve Laure Prouvost, 2009 ve 2014 tarihli işlerinde yokluk fikrine form kazandırıp görsel sanatlarda “boşluk korkusu” olarak bilinen horror vacui kavramına meydan okuyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.