Çocuk müzelerine neden ihtiyaç var?

1 Şubat 2016

Günümüz Türkiye’sinde ‘bilinçli çocuk sahibi olma’ fikrinin önemsendiğini ve bunun algı olarak gelişmekte olduğunu söyleyebiliriz. Bireysel gelişimin yanı sıra kentsel gelişimin de bu konuda duyarlı olmasını beklersek, aslında tam olarak ne bekliyor oluruz? Ben, belediye projelerinden onay alan rengarenk “plastik çocuk parkları”na ek olarak, erken dönem çocuk evresi ve üzeri için hemen hemen her şehre, en az bir ‘Çocuk Müzesi’ beklerim.  Yaz-kış çocuklar ve yetişkinler tarafından ziyaret edilebilecek bir mekan, yaşayan bir müze. Yalnızca eski oyuncakların sergilendiği, sessiz ve dokunmadan ziyaret edilen bir müze değil, yeni müzecilik anlayışına uygun, toplumla ilişki kurabilen, dokunulabilir, geliştirilebilir, öğrenilebilir, yeniliklere açık programlanmış, toplumların çeşitliliğini yansıtan, interaktif öğrenme ilgisi ile deneyim kazandıran, oyun yoluyla keşif için tasarlanmış müzeler.

Gelecek, bugün müzelerin ne yaptığı ile ilgili olduğu bu dönemde, bir ülkenin müze sayısı ve bu müzelerin toplumla kurduğu ilişki oldukça önemli. Şimdilerde dünyanın sorunu haline gelen, Suriye’den göç etmek zorunda kalan mülteciler, yerleştirildikleri Avrupa ülkelerine uyum sağlamaya çalışıyor. Avrupa, çocuk ve yetişkin mültecileri yeni yaşam alanlarındaki bu yeni kültüre adapte etmenin en doğru ve en kolay yolunun, müzelerin hazırlayacakları programlar olduğuna inanıyor. Bu inanç, bizlere müzelerin bir toplumu şekillendirmedeki rolünün önemini bir kez daha hatırlatır belki.

Sağlıklı çocuk gelişimini belirleyen belli başlı kesişme noktaları olan; sosyal, duygusal, bilişsel ve fiziksel süreçler yalnızca anne-baba için değil, eğitimciler ve gelecekteki işverenler için de önemli. Bunlar salt okul olgunluğu, gelecekteki iş ve yaşam becerileri için değil, aynı zamanda çocukların ve toplumun gelecek kalitesi için de gerekli. Sanat, bu anlamda başka hiçbir şeyin bize veremeyeceği deneyimler sunuyor; ilişkilendirme şansı, anlama yetisi, keşfetme algısı, yenilikçi düşünme biçimi ve hislerde çeşitlilik… Bu anlamda, bir toplumun özellikle erken dönem çocuk evresinde sanat ve bilimle tanışma olanağı bulabilmesi o toplumun gelecek kalitesi için değerli. Bu yüzden şehirlerimize çocukların; sanat, bilim, teknoloji, tarih ve hayat ile okul öncesi ve okulla eş zamanlı tanışabilecekleri, uzmanlar tarafından yaş gruplarına ve keşfe uygun, serbest dolaşım odaklı tasarlanmış çocuk müzeleri gerekli.

Çocukları sanatla tanıştıran, onlara gerçek hayatta var olan mekan ve aktiviteleri yansıtmak için alan sağlayan, ilham veren, yaratıcılığını geliştiren, eğlence yoluyla deneyimleme imkanı sunan, bunu da geleneksel öğrenme yöntemleri ve oyunla sağlayan mekanlara, müzelere ihtiyacımız var. Genel kuralın ‘lütfen dokun’ olduğu bu müzelerde; tüm süreçler basit, farklı yaş gruplarının algılayabilecekleri seviyede, çocukların yalnızca izleyici değil aynı zamanda katılımcı da olabilecekleri aktiviteler dahilinde bir program uygulanmalı.

Bu amaçlar doğrultusunda hayata geçirilmiş çocuk müzeleri birçok ülkede mevcut. Dünya’daki ilk çocuk müzesi, 1899 yılında, Amerika’nın New York eyaletinde, ‘Brooklyn Çocuk Müzesi’ adıyla kuruldu. Brooklyn Müzesi, dokunulabilir müzelerin dünyadaki ilk örneği. Amerika’da çocuklar için, farklı konsept ve içerikte hazırlanmış birçok müze yer alıyor. Dokunulabilir  çocuk müzesi, keşif müzesi, bilim müzesi, tarih müzesi, endüstri müzesi, bilim ve teknoloji müzesi, sualtı müzesi, gençlik müzesi konseptinde 230’un üzerinde farklı “çocuk müzesi” bulunuyor. Avrupa’nın en iyi çocuk müzelerine ise; Amsterdam’daki ‘Tropen Müzesi’ ile İngiltere’deki ‘Eureka Müzesi” örnek gösterilebilir. Tropen Müzesi, koleksiyonunun zenginliğinden dolayı Avrupa’nın önde gelen etnografik müzelerinden biri. İnteraktif sergiler ve programlar ile çeşitli yaş gruplarına hitap etmeye çalışsa da ağırlıklı olarak 6-13 yaş aralığındaki çocuklara yönelik çalışmalarda bulunuyor.

Eureka Müzesi ise; Avrupa’nın ilk ve  önde gelen dokunulabilir çocuk müzesi, 1992 yılında, Halifax şehrinde kuruldu. 400’ün üzerinde interaktif, dokunulabilir sergileri 0-11 yaş grubunun kendileri ve etrafındaki dünyayı oyun yoluyla keşfetmeleri  için tasarlanmış. Böyle bir ortamda bulunmak, çocuklara; biz yetişkinlerin elde ettiği deneyimleri öğrenme fırsatı sunuyor, kavramsal düşünme ve algısını geliştiriyor, hayal etme, hissetme, sebep ve problem çözme yetilerine katkıda bulunuyor.

Yetişkin olarak çocukları müzeye getirmek ise; siz ve çocuklar için eşit bir öğrenme platformu sunuyor. Bu, aile ile çocuğa eşit standartlarda yaratma, paylaşma ve anlama fırsatı veren demokratik bir platform. Birçok yetişkin ebeveyn çocuklarını müzeye getirdiklerinde bir sürü soruya tabi tutulacaklarını ve soruların cevaplarını bilemeyeceklerini düşünüp, endişelenebilirler. Müze eğitmenlerinin istediği de budur aslında, bir süreliğine yetişkinlerin ‘Biz büyükler biliriz.’ algısından uzaklaşıp, birlikte öğrenme ve keşfetme süreçlerine teslim olmaları beklenir.  Yetişkin ve çocuk ziyaretçilerin birlikte yaptıkları sanat gezilerinde; favori objeler ve soyut figürler üzerinden konuşmalar yapmaları ve çocukların çokça soru sormaları bir müzeyi veya sergiyi keşfe çıkmanın en doğru ziyaret biçimi olduğu söyleniyor.

Araştırmalar da gösteriyor ki; yaş gruplarına uygun koşullarda hazırlanmış  müze ziyareti çocuklar için oldukça faydalı. Müze veya sanat ortamlarını çocuklarla ziyaret etmek; onlara hatırlanmaya değer anılar edinme, üç boyutlu öğrenme biçimini deneyimleyeme, hayal gücünü geliştirme, bilmediği önemli başlık ve kelimelerle tanışma fırsatı sunabilir. Erken dönem çocuk evresinde, çocukların bir şekilde sanatla tanışması, soyut düşünme ve arka planda yatan anlamı okuma yetilerini kazanması açısından önemli.

Bugün birçok yetişkinin sergiyi gezse dahi, o sergiyi anlamayacağına dair endişe ve sanattan anlamadığı yönündeki önyargısının  altında; geç kalınmışlık hissi ve dahil olmadığı bir dünya algısı yatar. Bu anlamda çocukların erken yaşlarda sanat ile tanışarak ileriki yaşlarda bu önyargılara engel olunabilir. İşte “çocuk müzeleri” de bu noktada devreye giriyor ve toplumun tam da bu noktada ihtiyaç duyduğu açığı kapatıyor.

Bu yazı kültür.limited için Mevra Kamalı tarafından yazılmıştır.