ha:ar’ın yeni sergisi Giudecca Art District’te

22 Haziran 2021

Venedik’te yer alan GAD (Giudecca Art District), 21 Mayıs – 31 Aralık 2021 tarihleri arasında “THE_SPACE_WE_LIVE_IN” başlıklı bir programa ev sahipliği yapıyor. Venedik’i bir buluşma, karşılaştırma, araştırma, yeniden başlatma yeri olarak gören kurum, küratör, ve sanatçılarla uluslararası iş birliklerinden oluşan program; 12 sergi, söyleşi, performans, küratöryel proje ve yerleştirmeden oluşuyor.

Sanatçı ikilisi ha:ar’ın (heykeltıraş Hande Şekerciler ve dijital sanatçı Arda Yalkın) “Pulse: Electric Mannerism” başlıklı yeni sergisi de bu program kapsamında, 19 Haziran – 26 Temmuz 2021 tarihleri arasında, MoCDA ve CerModern iş birliğiyle gerçekleşiyor. İkilinin daha önce CerModern’de sanatseverlerle buluşan çalışmaları şimdi yolculuğuna Venedik’te devam ediyor.

“Pulse: Electric Mannerism”, aynı zamanda GAD (Giudecca Art District) ve MoCDA (Museum of Contemporary Digital Art) iş birliğinin de açılışını yapıyor. Serginin küratörlüğünü Serena Tabacchi ile iş birliği içinde Chiara Braidotti ve Filippo Lorenzin üstleniyor.

ha:ar’ın çalışmaları, Rönesans ve Barok dönemlerinin büyük ustalarını, geçmişi yeniden yorumlayan bir dizi kompozisyon ile fiziksel ve sanal bir ortamla ilişkilendirerek keşfediyor. Maniyerist bir etki öneren ha:ar‘ın çalışmalarının her bir ögesi mistik pozlarda tasvir edilirken, Barok resmini anımsatan bulutlarla çevrili dramatik bir bedensel gerilim ile karakterize ediliyor. Sanatçıların benimsediği teknoloji, izleyicinin önünde durmak ya da estetik deneyimin odak noktası olmak niyetinde değil; daha ziyade, yeni anlamların keşfedilmesine yardımcı oluyor. İnsanlığın yarattığı medeniyetle, ürettiği teknolojiyle ve varoluş biçimiyle çatışma konularına odaklanan sanatçı ikilisinin sergisinde İmkansız Heykeller serisinden işleri yer alıyor.

ha:ar’ın tıpkı CerModern’deki sergisinde olduğu gibi seçkiye Hande Şekerciler’in heykelleri eşlik ediyor. ha:ar’ın üretimleriyle diyalog kuran heykeller, dijital ve somut gerçekliklerin yansımalarını araştırıyor. Sanatçı, Rönesans yankısına dalmış görünen bir insan figüründen yola çıkarak, öznelerin kimliğini altüst ederek onları saç ve giysi gibi karakterize edici unsurlardan arındırıp özgürleştiriyor. Böylece izleyici bedenleri anonim olarak, herhangi bir sosyal yapının ötesinde görme fırsatı yakalıyor.

Fiziksel sergi deneyimi ardından artırılmış gerçeklik ile başka bir seviyeye taşınacak. Bu teknoloji sayesinde ve Garage Atlas ile ortaklaşa, gerçek dünyada yaratılamayan eserler ve heykeller, izleyici ve çevre ile diyalog hâlinde mekânda sanal olarak ortaya çıkacak.