OHAL kültür sanatı nasıl etkileyecek?

21 Temmuz 2016

20 Temmuz Çarşamba akşamı Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında gerçekleşen Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucunda tüm Türkiye’de 3 ay süreyle Olağanüstü Hal (OHAL) ilan edildi. Bu karar 21 Temmuz Perşembe günü yayımlanan Resmi Gazete ile de duyuruldu. Erdoğan, “Bu uygulama kesinlikle demokrasiye ve özgürlüklere karşı değildir. Tam tersine bu değerleri koruma ve güçlendirme amacına yöneliktir.” derken, olağanüstü halin demokrasi ve özgürlükler ile ilgili hangi değerleri nasıl koruyacağı ve güçlendireceği ise kafalarda soru işareti yarattı. Halen 1980 darbesi sonrası çıkarılan anayasa ile yönetilen Türkiye, anayasanın 120. maddesinin verdiği izin ile OHAL’e mahkum oldu.

25 Ekim 1983 yılında kabul edilen 2935 numaralı Olağanüstü Hal Kanunu da işte bu anayasanın bir parçası. Bu kanunun 3. bölümünde “Şiddet Hareketlerinde Alınacak Tedbirler”  başlığı altında yer alan Madde 11‘e göre OHAL, bireylerin ve toplumun gündelik yaşamında birçok şeyi etkiliyor. Kişisel hak ve özgürlüklerin askıya alınmasının önünü açan yaptırımlar, kültür-sanat alanındaki birçok kurum ve etkinliği de doğrudan etkiliyor. OHAL’in elbette ki bu alanda üretim yapan kişileri ve dolaylı yoldan kültür-sanat tüketicisini ilgilendiren sonuçları mevcut. Bu noktada Madde 11’e ve onun alt başlıklarında yer alan “tedbir”lere bakmak önemli.

Madde 11 – Bu Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince olağanüstü hal ilanında; genel güvenlik, asayiş ve kamu düzenini korumak, şiddet olaylarının yaygınlaşmasını önlemek amacıyla 9 uncu maddede öngörülen tedbirlere ek olarak aşağıdaki tedbirler de alınabilir:

a) Sokağa çıkmayı sınırlamak veya yasaklamak,

b) Belli yerlerde veya belli saatlerde kişilerin dolaşmalarını ve toplanmalarını, araçların seyirlerini yasaklamak,

e) Gazete, dergi, broşür, kitap, el ve duvar ilanı ve benzerlerinin basılmasını, çoğaltılmasını, yayımlanmasını ve dağıtılmasını, bunlardan olağanüstü hal bölgesi dışında basılmış veya çoğaltılmış olanların bölgeye sokulmasını ve dağıtılmasını yasaklamak veya izne bağlamak; basılması ve neşri yasaklanan kitap, dergi, gazete, broşür, afiş ve benzeri matbuayı toplatmak,

f) Söz, yazı, resmi, film, plak, ses ve görüntü bantlarını ve sesle yapılan her türlü yayımı denetlemek, gerektiğinde kayıtlamak veya yasaklamak,

h) Her nevi sahne oyunlarını ve gösterilen filmleri denetlemek, gerektiğinde durdurmak veya yasaklamak,

k) Kamu düzeni veya kamu güvenini bozabileceği kanısını uyandıran kişi ve toplulukların bölgeye girişini yasaklamak, bölge dışına çıkarmak veya bölge içerisinde belirli yerlere girmesini veya yerleşmesini yasaklamak,

l) Bölge dahilinde güvenliklerinin sağlanması gerekli görülen tesis veya teşekküllerin bulunduğu alanlara giriş ve çıkışı düzenlemek, kayıtlamak veya yasaklamak,

m) Kapalı ve açık yerlerde yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklamak, ertelemek, izne bağlamak veya toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılacağı yer ve zamanı tayin, tespit ve tahsis etmek, izne bağladığı her türlü toplantıyı izletmek, gözetim altında tutmak veya gerekiyorsa dağıtmak,

o)Dernek faaliyetlerini; her dernek hakkında ayrı karar almak ve üç ayı geçmemek kaydıyla durdurmak,

Bu noktadan bakıldığında OHAL yaptırımları ve alınacak “tedbir”ler, ülke genelinde kültür-sanat etkinliklerinin düzenlenmesini büyük sıkıntılara sokarken, kültür-sanat etkinliklerine katılmayı zorlaştırıyor, kültür-sanat alanında üretim yapmanın önünü tıkıyor, sansüre olanak sağlıyor ve yine aynı şekilde üretilen eserlerin dolaşımını veya bu alanda yapılan etkinliklerin tanıtım faaliyetlerini kısıtlıyor. Henüz OHAL ilan edilmeden önce iptal edilen birçok festival, bienal ve konser (Sinopale, One Love Festival, City Link Festival, 23. İstanbul Caz Festivali, Joan Baez, Muse, Skunk Anansie, Steve Vai konserleri vs.), basımı engellenen ve toplatılan dergiler (LEMAN) ve akademiye getirilen tüm yaptırımlar, önümüzdeki günlerde OHAL ile birlikte kültür-sanatın geleceği noktayı şimdiden tahmin etmemize olanak sağlıyor.