Alternatif mekânda iddialı bir karma sergi: “Yedi”

5 Mayıs 2016

Uzunca bir süredir İstanbul’un önde gelen galerilerinden Pi Artworks’te yöneticilik görevini sürdüren Eda Derala, yedi sanatçının birlikteliğinin yarattığı diyalog üzerine kurguladığı Yedi adlı sergisiyle izleyicilerin karşısına çıkıyor. 6 – 20 Mayıs tarihleri arasında Nişantaşı’nın tarihi Aziziye Palas binasındaki RB Living ev sahipliğinde gerçekleştirilen sergi, alternatif mekânlarda güncel sanat sergileri gerçekleştirme önerisini İstanbul’da yaygınlaştırmayı hedefliyor.

Serginin koordinatörü Eda Derala, “Sergi mekânlarının sokaklardan metro istasyonlarına, restoranlardan toplu taşıma araçlarına kadar genişlediği dünyada, alternatif mekânlarda bağımsız genç sanatçıları temsil etme fikrini geliştiriyordum. Bu fikir, RB Living’in sahibi Rezzan Benardete’nin güncel sanata olan ilgisiyle birleşti ve başka mekânlarda da devamı gelebilecek sergilerin ilkini ortaya çıkardık.” diyor.

Yedi, her biri sanatsal üretimine farklı mecralarda, farklı motivasyonlarla devam eden yedi sanatçıyı bir araya getiriyor. Sergide, sanatçıların son dönem yapıtlarından oluşan bir seçkiye yer veriliyor. Yedi bağımsız sanatçı, farklı disiplinlerdeki işleri aracılığıyla güncel sanat üzerine yoğun bir diyalog başlatıyor.

Burcu Bulak‘ın kolajları, küresel ekonominin yarattığı marka kültürünün sembolik bir özetini sunuyor. Dergi kupürleri, buluntu objeler ve kumaş gibi malzemelerden oluşan çarpıcı kompozisyonları, tüketimin bir tür kendini tanımlama biçimine dönüşmesine dikkat çekiyor.

Evren Uysal’ın siyah-beyaz dünyasına ait #karakarakafalar, eğlenceli #renklirenklikafalar ve çöplerden itinayla topladığı dolap kapak ve raflarına yansıttığı #tahtatahtakafalar serilerinden oluşan seçki ise zihnindeki serbest çağrışımları ortaya çıkarıyor.

Irmak Altıner‘in kağıt üzerine akrilik çalışmaları, ilhamını deneklerin algısını mürekkep lekelerini kullanarak analiz eden Rorschach tekniğinden alıyor. Boyanın, rengin veya soyut formun akışkanlığı, izleyiciyi olağan görme biçimlerinin konforlu alanından çıkarıyor.

Doğada ve nesnelerin yüzeyinde oluşan kırık, çatlak, yarık, leke ve deformasyonlar Kerim Yetkin‘in resim evrenine yansıyor. Sıradan görünenin içindeki değişken katmanları keşfe koyulan sanatçı, spatula, bıçak, toplu iğne gibi araçları kullanarak bu katmanları renk geçişleriyle yeniden yaratıyor.

Mehmet Turgut, “Dance In The Shutter” isimli serisinde, dansın fotoğraflanamaz bir eylem olduğunu ileri süren efsanevi fotoğrafçı Annie Lebovitz’den esinleniyor. Geceleri dansçıları fotoğraflayan Turgut, aklına takılan bu meseleye dair kendi yanıtını arıyor.

Nejat Satı, “Strüktür” serisinde form yaratma amacı gütmeden, ilk bakışta göze çarpanın altında yatan dünyalara işaret ediyor. Güncel resim sanatında soyut geleneğin temsilcilerinden olan sanatçı, izleyiciyi ışığın ve rengin ön planda olduğu, farklı algılara fırsat tanıyan, içsel ve derin evrenine davet ediyor.

Osman İlder Yalın’ın “Landscapes/ The Highlands” adlı serisi İskoçya’nın Highlands bölgesinde çekilen manzara görüntülerinden oluşuyor. Sanatçının manzara fotoğrafı çalışmalarının bir devamı olan işler, izleyicisini doğa görüntüleri aracılığıyla tarifi zor bir yalnızlık duygusuyla baş başa bırakıyor.

*Bu yazı kültür.limited için Cüneyt Bender tarafından hazırlanmıştır.